Kategoriler

Popüler Yazılar

Sağlık Haberleri

glokom goz tansiyonu 150x150 Halk Arasında Göz Tansiyonu ; Glokom

GLOKOM NEDİR?:

Halk arasında “Göz Tansiyonu” olarak da bilinen glokom, 20 mmHg’ya kadar normal kabul edilen göz içi basıncının bu değer üstüne çıkması demektir.

Göz içi basıncı nedir?: Göz, ön ve arka olmak üzere iki bölümden oluşur. Bu iki bölümü birbirinden ayıran yapı lenstir. Ön bölüm de yine ön ve arka kamara olarak iki bölümden oluşur. Bu iki bölümü ise iris dediğimiz gözün renkli tabakası ayırır. Ön kamarayı önde kornea sınırlar. Bu bölüm aköz denilen su gibi bir sıvı ile doludur. Aköz sıvısı lensin bağlantı noktalarının yakınındaki bir yapıdan (silier cisim)salgılanır, lensin ön yüzeyinden akarak ön kamaraya gelir. Burada lens ve korneanın beslenmesini sağlar. Ayrıca gözün şeklini oluşturacak basıncı meydana getirir. Bu basınca göziçi basıncı denir. Görmenin korunması için bu basıncın belli sınırlar içinde (14-20 mmHg) korunması şarttır. Silier cisimden salınan aköz sıvısı göz bebeğinden ön tarafa gelip iris ile korneanın birleşim yerindeki açıda trabeküler ağ denilen yapıdan süzülür. Devamlı bir döngüsü vardır ve bu döngü, göz bebeğinden geçiş esnasında ya da trabeküler ağ ve sonrasında engellenecek olursa göz içi basıncı yükselmeye başlar. Gereğinden fazla göz içi sıvısı üretimi de yeterince süzülme olamayacağı için göz içi basıncını arttırır. Artan basınç sağlam yapıya sahip gözü bir balon gibi patlatamaz ama gözün en zayıf noktası olan görme sinirinin göze giriş yerine basınç yaparak sinirleri öldürür. Böylece kalıcı bir görme kaybı meydana gelir.

GLOKOM RİSKİNİ ARTTIRAN DURUMLAR NELERDİR?:

v      Ailede glokom öyküsü (genetik yatkınlık)

v      İlerleyen yaş (45 yaşını geçmiş olmak)

v      Sigara

v      Miyopi

v      Göz yaralanmaları

v      Migren

v      Uzun süreli kortizon kullanımı

v      Yüksek veya düşük kan basıncı

v      Şeker hastalığı

v      Şiddetli kansızlık

GLOKOM TÜRLERİ VE BELİRTİLERİ NELERDİR?:

- Açık Açılı Glokom: Glokomların %85-90′ı bu tiptedir, görülme sıklığı özellikle 40 yaşından sonra artış gösterir (%90′ı 40 yaşın üzerinde), erken dönemde hiç belirti vermeden sinsi seyrini sürdürür. Gözdeki basınç yavaşça yükseldiği için kornea su toplamaz, ağrı hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir; hastalık teşhis edilmezse ilerler, görme sinirindeki hasara bağlı olarak görme alanı gittikçe daralır ve bir borudan bakıyormuş gibi çevredeki cisimler görülmez olur; daha da ilerlediğinde bu boru görüşü de kaybolur. Ancak son döneme yaklaştıkça görmesinin bozulduğunu ve azaldığını fark ederek doktora başvuran bu durumdaki bir hastada, göz siniri büyük oranda tahrip olmuş, görme alanı çok daralmış, hasar kalıcı hale gelmiştir. Yapılacak tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur, kaybolan görme geri çevrilemez. Bu nedenle, 40 yaş üzerindeki kişilerde göz muayenesi sırasında, göz içi basıncının ölçülmesi göz doktorları için bir kural haline gelmiştir.

-Kapalı Açılı Glokom: Glokomların %5-10 kadarını oluşturur, açık açılı glokomun tam tersine çok gürültülü bir tabloyla ortaya çıkar. Bu kişilerde ön kamara normal kişilere göre daha sığdır, kornea ve iris arasında trabeküler ağın bulunduğu açı da 45 derece kadar olması gerekirken daha dardır. Yaşlandıkça lensin büyümesine bağlı olarak bu açı daha da daralır ve göz içi basıncı yükselir. Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir. Açı kapanması glokomu veya akut glokom krizi olarak isimlendirilen bu tabloda, aniden gözde şiddetli ağrı, kızarıklık, korneanın su toplayarak şişmesi sonucu görmenin bulanıklaşması ve azalması, ışığa hassasiyet, ışık çevresinde haleler görme, bulantı,kusma belirtileri ortaya çıkar. Bu tabloyla doktora başvuran hastanın göz tansiyonu genellikle 40-50 mm veya daha yüksek civa basıncı gibi çok yüksek düzeylerde bulunur. Bu yüksek göz tansiyonunun acilen ilaç tedavisiyle düşürülüp hastanın ameliyata alınması ve probleminin halledilmesi gerekir. Aksi halde, hasta doktora başvurmakta gecikirse bu yüksek göz tansiyonu ile birkaç gün içinde tam görme kaybı oluşur,katarakt ve görme siniri hasarı gelişebilir.Çoğu atak karanlıkta veya stresli durumlarda meydana gelir;çünkü bu durumlarda göz bebeği büyür ve açı daralır. Ayrıca göz bebeğini büyüten antidepresanlar, grip ilaçları, antihistaminikler ve bulantı ilaçları da gözde glokom krizi oluşturabilir.Hafif ataklar ışıklı ortama geçmek veya uyumakla kendiliğinden yatışabilir çünkü bu durumlarda göz bebeği küçülür.

- Normal basınçlı glokom: Düşük basınçlı glokom olarak da bilinir. Normal göz içi basıncına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı vardır.

- İkincil (sekonder) glokom: Gözde, göz içi basıncının yükselmesine neden olan bir hastalık vardır. Bunlar, değişik nedenlerle oluşan göz içi kanamaları, göz içi iltihapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler (travma), ileri dönemdeki katarakt gibi çok değişik sebepler olabilir.

- Konjenital (doğumsal) glokom: Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma, bulanıklaşma ve ışığa hassasiyet ile kendini belli eder. Erken cerrahi tedavi yapılmazsa hayat boyu kalıcı körlükle sonlanır.

Glokomun yanısıra, göz içi basıncının yüksek olmasına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı görülmeyen vakalarda “göz hipertansiyonu” söz konusudur; tedavi gerektirmez ancak ileride glokoma dönüşebileceği için takip gerekir.Ayrıca; gözlerin uzun süreli kullanımı her türlü baş ağrısını arttırmaktaysa da, baş ağrısı şikayeti olan bir hastada glokomdan fazla şüphelenilmez, çünkü ani yükselen göz içi basıncı daha çok gözde ağrı yapar. Ama ayırıcı tanıyı ancak bir hekim koyabilir.

GLOKOMDA TANI NASIL KOYULUR?:

Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından, erken teşhis ve tedavi önemlidir. Glokom, çoğunlukla sıradan bir gözlük muayenesi veya başka nedenlerle doktora başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenelerine gitmek gereklidir. Göz doktoru bu hastalığı tespit etmek için göz içi basıncı ölçümü (ya göz damlayla uyuşturularak alet göze değdirilir ya da hava ile ölçüm yapıldığı için göze herhangi bir şey damlatılmaz),oftalmoskop denilen bir aletle göz bebeğinden direkt olarak görme sinirinin değerlendirilmesi; görme alanı ölçümü (görme siniri hasarını gösterir,çene yarım küre şeklindeki bir cihazın önüne yerleştirilir; ışık gördükçe hastadan düğmeye basması istenir) gibi muayene yöntemlerini uygular.Glokomlu hastalar, göz içi basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.

GLOKOMDA TEDAVİ NEDİR?:

Glokom tedavisi, hasta ve doktordan oluşan ikili bir takımla yapılır. Göz doktoru glokom tedavisini planlar, fakat ilaçları düzenli olarak kullanmak hastanın sorumluluğundadır. Glokom tedavisindeki amaç hastalığın iyileştirilmesi değil, göz içi basıncının kontrol altına alınarak görme kaybının engellenmesidir. Bu amaçla göz damlaları, haplar, lazer cerrahisi, ameliyatlar veya bunların birkaçı bir arada uygulanabilir

1)      İlaç tedavisi:Göz içi basıncını düşüren damla veya haplar vardır. Damla kullanımından sonra ilacın gözdeki etkisini artırmak için uygulama sonrası bir süre gözleri kapamak iyi olur.  Bazen damlalar solunum zorluğu, kalpte ritim bozuklukları, görme bulanıklığı, gözde ağrı, baş ağrısı, alerjik reaksiyonlar,gözde yanma ve batma hissi gibi yan etkilere neden olabilir.

2)      Lazer uygulaması:İlaç tedavisine yeterli cevap alınamayan hastalarda ameliyattan önce uygulanabilen bir tedavi seçeneğidir.Etki süresi 2-3 yıl kadardır. Sonra göz içi basıncı tekrar yükselebilir.

3)      Cerrahi tedavi (Ameliyat): Glokomlu bir hastada göz içi basıncı, kullanılan bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, göz siniri tahribatı giderek ilerliyor ve görme alanı giderek kötüleşiyorsa ameliyat gerekli olur. Yapılan işlem, göz dışına çıkmakta zorlanan ve böylece göz içi basıncının artmasına neden olan göz içi sıvısının çıkışını kolaylaştırmaktır. Ameliyat sonrası görme eski haline birkaç haftada döner, ama ameliyat öncesi kaybedilen görme kazanılmaz. Ayrıca hastaların bir kısmında katarakt gelişebilir. Glokom ameliyatı eğer hasta bebek veya çocuk ise genel anestezi ile, erişkin ise lokal anestezi ile yapılır.

Glokom, tedavi edilmediğinde kesinlikle görmenin tümüyle kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve hasta yakınlarına glokomun teşhis edildikten sonra tamamen iyileştirilip ortadan kaldırılamadığı ancak, uygun tedavi ile görme kaybının ilerlemesinin engellenebildiği, glokomu bulunan kişilerde tedavinin hayatlarının geri kalan bölümünde de devam edeceği tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta, hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde olmadığında çoğunlukla tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır.

18 Mar 2011
(332) kez okundu
admin
Yorum Yaz
Ad Soyad:
Yorum:

Sitedeki gelişmelerden anında haberdar olmak istiyorsanız. E-posta adresinizi ekleyiniz.