Modern çağın hastalıkları

Modern çağın hastalıkları

Gelişen ve değişen dünyanın sağladığı yeni yaşam koşulları, zaman içerisinde sağladığı birçok fayda ve avantajın yanı sıra, insan hayatına birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir. Bunlardan bir tanesi de Metabolik Sendrom’dur. Metabolik Sendrom, günümüz yaşam koşullarında insanların kesinlikle hassasiyet göstermesi gereken, özellikle kalp metabolizması, şeker metabolizması, yağ metabolizması ve tansiyon metabolizması üzerinde olumsuz etkileri olan ve insan vücudundaki birçok organı ilgilendiren bir modern çağ hastalığıdır.

Metabolik Sendrom, özellikle 80’li yıllarda üzerine dikkat çekilen ve “Sendrom X” olarak tanımlanan bir hastalık grubudur. Günümüze kadar yapılan araştırmalar ve incelemeler, tüm dünyada kabul gören bu sendromun ortak bir terim altında, yani “Metabolik Sendrom” adı altında incelenmesi gerektiği sonucunu beraberinde getirmiştir. Bu sendrom, özellikle kalp hastalıklarını, şeker hastalıklarını, obezite’yi ve tansiyon hastalıklarını tetikleyen ve bu etkilere bağlı olarak, yaş ilerledikçe benzeri birçok hastalığın oluşmasına zemin hazırlayan bir hastalıktır.

Artan sosyoekonomik düzey, gelişen teknoloji ve gelişen dünya koşulları insanları daha durağan bir yaşam içerisine sürüklemektedir. Hayatın kolaylaşması, bilgisayar çağının getirdiği avantajlar, özellikle hızla gelişen ve doğal olmayan gıda sektöründen kaynaklanan beslenme düzensizlikleri, yoğun çalışma saatlerinin getirdiği olumsuz çalışma koşulları ve egzersizden, spordan uzak yaşam tarzlarının yaygınlığı bu sendromun günümüzde insan sağlığını tehdit eden ciddi bir tehlike olarak gelişmesinin başlıca nedenleridir. Metabolik Sendrom, insanların erken yaşta ölüm olasılığını 3-4 kat artıran, obeziteye bağlı olarak gelişen birçok hastalığın oluşma olasılığını ciddi ölçüde artıran bir hastalıktır.

Yapılan araştırmalara göre Dünya’da yetişkin insanların dörtte birinin Metabolik Sendrom hastalığına sahip olduğu tahmin edilmektedir. Düzensiz yaşayan, yoğun mesaileri nedeniyle egzersizden uzak bir yaşam süren, bilgisayar başında çok fazla zaman geçiren, hazır gıda tüketimi fazla olan kişilerin doğrudan bu sendroma bağlı risklerle karşı karşıya kalma olasılığı yüksektir. Ayrıca kişinin risk grubundaki rahatsızlıklara karşı olan genetik yatkınlığı da risk oluşmasında doğrudan etkilidir.

Normalde ilerleyen yaşlarda görülen bu sendromun, artık daha genç nüfus üzerinde de son 20 yıl içerisinde ciddi ölçüde yayıldığı tespit edilmiştir. Günümüzde bir yılda 3 milyondan fazla insan şeker metabolizması bağlı oluşan rahatsızlıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin yaklaşık %80’i şeker metabolizması rahatsızlıklarına bağlı olarak gelişen kalp hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Dünya üzerinde en sıklıkla görülen ölüm nedenleri sıralamasında 5. Sırayı şeker metabolizmasına bağlı hastalıklar ile kalp ve damar hastalıkları almaktadır.

Metabolik Sendrom konusunda insanlar bilinçlenmeli ve bilinçlendirilmelidir. Bu riskten korunmak için özellikle risk grubu altında bulunan kişiler bir uzman doktora danışmalı, uzman doktorun yönlendirmeleri doğrultusunda yaşam tarzını şekillendirmelidir. İnsanlar, en azından bu sendroma bağlı hastalıklar ile ilgili testleri yılda bir kez yaptırmalı, doğal olmayan hazır gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmalı ve kendi zamanına, programına uygun bazı egzersizleri gün içinde mutlaka uygulamayı bir yaşam biçimi olarak benimsemelidir. Bu sendromdan korunmak için yapılması gereken en önemli 3 yaşam stratejisi şu şekilde olmalıdır;

1- Kişi kendi metabolizmasını iyi tanımalıdır. Metabolizmasının durumunu uzman doktor tavsiyeleri eşliğinde takip etmelidir.
2- Düşük kalorili ve doğal besinler tüketilmelidir.
3- Egzersiz ve spor aktivitelerini de barındıran bir yaşam biçimi benimsenmelidir.
Bu strateji ile kilo ve metabolizma kontrolünün sağlanması, bu Metabolik Sendroma bağlı olarak gelişen hastalıklardan korunabilmenin en önemli anahtarıdır.

Yazıyı paylaş

Yorum yaz